Doğal toplum ve kadının kültüre bakışı

  • 09:04 18 Haziran 2021
  • Jineolojî Tartışmaları
 
“Kadınlarla bir araya gelmek, buluşmak, kadın örgütlenmesini geliştirmek için; kültür-sanat çalışmaları çok kıymetli bir zemin oluyor. Dolayısıyla toplum üzerinde en çok etkisi olan kültür alanlarının faaliyetlerini çoğaltması gerektiğine inanıyorum.”
 
Evin Tiryaki
 
İnsanlık ilkel çağlardan bugüne kadar pek çok evrim geçirmiştir. M.Ö 8000-5000 yılları arasında başlayan neolitik çağ, insanlık tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir. İnsanlık, geçimini tamamen avcılık ve toplayıcılıkla geçirirdi; avcılık ve toplayıcılık, daha sonra yerini tarım ve hayvancılığa bırakmıştır. Doğal toplumda herhangi bir üstünlük yoktu. Kadın ve erkek arasında bir eşitlik vardı. Kadın, toplayıcılığıyla daha çok ön plana çıkardı, erkek ise avcılığıyla ön plana çıkardı. Dönüp kadına baktığımızda ekinden tutalım da hayvan evcilleştirilmesine kadar; barınaktan tutalım da hekimliğe kadar büyük bir rolü vardı. Ve kadın doğurganlığıyla kutsal sayılmaktaydı. 
 
Kadının aylık regl döneminin gelmesiyle ayın hareketlerine uygun biçimde adet görmesi erkek için daima gizemli ve çekici olmuştur. Kadın daima yaşamı sağlayan ve devam ettiren bir kapı olarak nitelendirilmiştir. Kadın bereketin sembolü olarak ele alınırdı. Dönüp neolitik dönemdeki heykellere baktığımızda bunu daha iyi görürüz, figürlerde kadının memeleri büyük ve kalçalarının iri olması kadının yaşamı ve doğurganlığı temsil ettiğini gösterebiliyor.
 
Özel mülkiyet ile kadının statüsü büyük bir düşüş yaşamıştır
 
Çok sonradan erkek, avcılık gücünün farkına varır ve bu gücü kadının üzerinde kullanmaya başlar. Kadın artık yavaş yavaş düşürülür ve daha sonra toprak sınırları yüzünden savaşların başlaması ile erkek de burada rolünü alır. Ancak zamanla özel mülkiyet, sınıf ayrımı ve dinin etkisi ile oluşan baskı, sömürü ve cinsiyet ayrımı gibi etkenler ortaya çıkmıştır ve işte orada kadının statüsünde büyük bir düşüş yaşanmaktadır. Daha önce kutsal sayılan kadın, bu sefer eve hapsedilir ve kadının yaşam biçiminden tutalım her şeyine kadar bir müdahale gelişir. Kadın tamamen bir meta haline gelir ve pazarlarda satılır. Kadının söz hakkı, elinden alınır ve evleneceği insana başlık parası adı altında satılır. Medyada reklam aracı olarak kullanılır, televizyonlarda kadın vücudu reyting arttırmak amacıyla öne çıkarılır. 
 
Egemen toplumda inşa edilen kadın ve erkek rollerinin değişmesi ve yeniden gerçek rollerin sağlanması gerekiyor. Öncelikle kadını aşağılayan (reklam, dizi vb.) kadını meta haline getiren sektörü, teşhir etmek gerekiyor, protesto etmek gerekiyor ve bununla mücadele etmek gerekiyor. Toplumsal bilinci güçlendirmek ve yeniden açığa çıkarmak, neolitik dönemden günümüze kadar gelebilen kalıntıları, iyice araştırıp tekrardan gün yüzüne çıkarmak gerekiyor.
 
Kültür ve sanat alanında faaliyetler önemli
 
Günümüzde en çok toplum üzerindeki etkisi olan müzik ve sanat alanında, sürekli faaliyetler yapıp kadınlarla sürekli iç içe olmak gerekir. Kadınlarla bir araya gelmek, buluşmak, kadın örgütlenmesini geliştirmek için; kültür-sanat çalışmaları çok kıymetli bir zemin oluyor. Dolayısıyla toplum üzerinde en çok etkisi olan kültür alanlarının faaliyetlerini çoğaltması gerektiğine inanıyorum. Çünkü kültür, toplumların gelişim süreci içerisinde yaşamsal etkileşimleri sonucunda ürettikleri değerlerin tümüdür ve tarih içerisinde oluşur. Bir toplumun yaşama biçimini, düşünme kalıplarını barındırır. Ve bu değerlere, yaratımlara sahip çıkmak, onlarla buluşmak ve özlerine kavuşturmak gerekiyor.
 
Kadın ise kültürü yaşatan ve taşıyandır. Günümüzde kapitalist sisteme baktığımızda bize hakikatimizi hatırlatan annelerimizdir diye düşünüyorum. Çünkü onlar kapitalist sisteme yenik düşmeyen ve direnen kadınlardır, bu da bize şunu gösteriyor ki anneler, tanrıça kültürünü hala koruyan ve taşıyandır.